</a><br><a href=http://www.trippytext.com/">http://www.TrippyText.com
SEVEN KALP YASLANMAZ - Blogcu



SEVEN KALP YASLANMAZ


ARKADAS KIŞ ORTASINDA YAZ GETİREN,DOST YOL ORTASINDA SUYUNU PAYLAŞANDIR.

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


1

Tarih: 01:07, 12-26-2006

 www.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.ws

'FordFord La Tosca, 1955: Ein Auto im Düsenjet-Design, mit gewaltigen Heckflügeln, einer Nachbrenner-Attrappe dazwischen und einer Plexiglaskuppel über der Passagierkabine. Die Räder sind nahezu komplett verkleidet, denn eigentlich sollte dieser Wagen ja fliegen...Audi Avus, 1991: Mit dieser Studie rückten die Ingolstädter die Aluminium-Leichtbauweise spektakulär ins Rampenlicht. Der allradgetriebene Sportwagen wog 1250 Kilogramm und der Zwölfzylinder-Mittelmotor leistete 509 PS. Falls demnächst der Audi-Supersportwagen Le Mans Quattro fertig wird - hier liegen seine Wurzeln

 

yazi_ho__geld_n_z.gif

 
-"Bildiğini bilenin arkasından gidin
 Bildiğini bilmeyeniuyandırın

Bilmediğini bileneöğretin  

Bilmediğini bilmeyenden uzaklaşın."-

 

BeN/ YarınlarımI /İstiyorumM

Ben gülıü tutup koklamasını değil,

sımsıkı tutup dikenlerinin ellerimi sızlatmasını

severim...

 Çektiğim acı, koklayacağım değeri anlatır...

Yılacak bir yürek degil

Dik yokuşlarda yoldaşlığı ile.

Tutsak olmayacak

Seviler göğerecek kardaelen gibi

 bozkırlara güneş olup açacak

Umutsuzca,boyun büken degil 
Mutlu yarınlara birlikte özgürce,

yılmadan  bükmeden  dimdikDostlar istiyorum
Ben güneşin mevsimlerden yazıda kalmasını değil....

Kış olup uzaklaşmasını da isterim....

Üşüdüğümde oınun önemini hatırlayayım diye...

Geçmişimde kalan acılarımı yüreğimdeki sancılarımı

 degil

Senle anliyalim yaşamayi ne olur

en güzel yarınları sevgiyle kurmak

O doğmamış güllere bir buse kondurup
ilkbahara köprü kurmak sınırsız

Sevgiyi bilmeyenlerin inadına

Yürümek "CAN! Dostların" yüreğini görmek için
Ne kapılalım öfkeye, Ne de kalkalım öç almaya
Haksızlıkların inadına izin vermeyelim

umudumuzu çalmaya
Alalım yarınlarımızı geri mutluluk için
Ben karanlığı ısıtmaya calışmaya değil,

 göremediğim sokaklarına yürümek isterim...
Gündüz olduğunda,

görmedin değerini hatırlamak için...
Ne gönlümde mecal ne kalemimde takat.

İnsanın insanı ezdiği bu yerde degil

Tüm ihtişamıyla parlayan güneşe inat,

yarinlari cana katmak

Biraz sen biraz ben biraz da dostlar için
Ben geçmişi hatırlamayı değil,

yaptığım hataları hatırlamayı sevdim...
Örneklerini gördüğümde, çekip gitmek için...

Ne gülıü, ne güneşıi, ne karanlığı,

ne geçmişi istemiyorum....
Bu gününde canı cehenneme.....
Ben yarınlarımı

 

*İSTİYORUM*

 

 Image hosted by TinyPic.com

 

Söyle savurtuk bir yazi...


Durmadan akilli uslu seyler yazmaya ugrasmanin da,

bir tek boyayla gökkusagi resmi yapmaya benzer,

 kendine özgü bir aptalligi oldugu kesin.
Hayatta her sey hep akilli uslu mudur ki,

onun en öz parçasi olan "yazi" da, hep akilli uslu olsun?
Bazen insanin içinden, yasini basini almis olmanin da zirhlarini

yirtarak; agir basli, olgun ve ciddi bir pozda görünme

yapayligina dil çikarip göz kirparak, nanik yapmak geçiyor...
* * *
Toplumun hassasiyeti, liderlerin sayginligi,

inançlarin kutsalligi, ulusun yüceligi tamam da;

 hani bazen kivrak bir paradoksla,

tersten bir raket vurmayi da özlüyor insan gönlü;

tipki Anatole France'in, kiliselerdeki

Meryem Ana resimleri için yaptigi saptama gibi:
- Onlar genellikle sokak fahiselerinin portreleridir.

 Ressamlar, hangisiyle yatip kalkmissa,

 Meryem Ana diye onun resmini yapmistir kiliseye...
* * *
Asik suratli, otoriter, ciddiyet kaliplari içinde,

 gülmesini çoktan unutmus olanlara;

nice nice kisiler, ne kadar "vardikara geliyor"

gidiklamasi çekmediler ki...
Keskin bir mizahçi olan Daniel-Brunet:
- Askin bir ates oldugu dogrudur ama;

nikâhtan geçip evcillestiginde,

tüten bir sobaya benzer. Yansin diye ayri,

aman sönmesin diye ayri ugrastigin bir sobaya,

diyor ve ekliyor:
- Oysa disarida kendiliginden yanip tutustu mu;

soba atesi yerine, orman yanginina benzer,

alev alev genisler gider...
* * *
Bir baska mizah dorugu olan Tristan Bernard ise,

yürek yaralarinin kabugunu tirnakliyor azicik:
- Asklar, diyor; mantarlar gibidir.

Zehirli olup olmadigini, is isten geçtikten sonra anlarsin...
* * *
Yas 80'i bulmus da olsa, a

sk üstüne tef tingirdatmanin tadi baska.

 Neler neler söylenmemis ki sevi sevda üstüne...
18. yüzyilin akilli kadinlarindan Madam Necker:
- Ask, demis; bir türlü sonu gelmeyen bir savastir.

Hiç kuskusuz askla ilgili sözcüklerin,

askeri deyimlere benzemesi de bundan...

 "Askimin önüne kimse geçemez",

"Askima yenildim", "Kalbimi tutsak aldi",

"Beni yüregimden vurdu",

"Bir bakista onu fethettim",

"Hayatimi hançerledi", "Benligimi parçaladi" vs...
Madam Necker'in, aski bitmeyen bir savasa

benzetmesine, en uygun düsecek sözü ise,

Namik Kemal'in agzindan tekrarlayabiliriz:
- Galip sayilir bu yolda maglup...
* * *
La Rochefoucauld, her zamanki gibi,

 yine çok bilge yaklasiyor ask miknatisina:
- Gerçek ask, diyor; cin, peri,

hayalet gibi bir seydir.

 Herkes ondan söz eder ama,

aslinda kendisini gören kisi çok azdir.
* * *
Bir de, serüvenlerin kadini

George Sand'in, su benzetisine bakin:
- Sevilmeden sevmek,

insanin sigarasini sönük bir sigaradan

yakmaya çalismasina benzer...
Kusura bakmazsaniz,

bendeniz de bir seyler ekleyeyim

bu benzetmeye:
- Ah keske öyle olsaydi.

Alt tarafi bir kibrit alir, yakardin sigarani.

Sevilmeden sevmek,

 sönmüs sigaradan sigara yakmaya degil;

olsa olsa gazi bitmis çakmakla,

isinmak için ugrasmaya benzer.

Arada bir çakan bir kivilcimla,

titreye titreye sümügünü çeker durursun.
* * *
Ayni konuda bir baska ünlü söz:
- Bazi asklar yalçin daglar gibidir.

Doruklarinda dinlenecek yer yoktur.

Tepesine ulastigin an, hemen inmeye baslamak gerekir.
* * *
Yaramazin teki olan Etienne Rey de,

kendince dalga geçiyor askla:
- Bir kez âsik olunur sözü dogrudur, diyor.

Dogrudur,

çünkü kimsede bir daha baslama istegi kalmaz...
* * *

*LAIKLIK*

 

CUMHURiYET

 

+=>

*LAIKLIK*

Ataturk ilkeleri arasinda devrimcilik,

cumhuriyetcilik ve uygarlikcilik ilkeleri ile

 simsiki iliskili olan laiklik ilkesi, yaygin anlatimiyla din ile dunya,

 din ile devlet islerinin

 ayrilmasini ongoren akilci bir yontemdir.

Laiklik, genis anlamiyla cagdaslasmanin dogal bir sonucudur.

Din, bireylerin diledigi inanci tasimasidir.

 Nasil bireyleri belli bir inanca zorlamak insan haklarina aykiri ise,

devleti de belli bir inancin buyrugu altina sokmak

cagdas devlet anlayisina aykiridir.

Devlet yonetiminin dinsel kural ve kurumlardan ayrilmasi,

cagdas Turk toplumunun yuzyillardir bekledigi bir devrim atilimidir.

Yalnizca, basimevinin ulkeye girmesine

engel olup uc yuz yil geciktiren dinsel otoritenin,

Turk ulusunun cagdisi kalisindaki olumsuz etkisi bile,

din ile devlet islerinin ayrilmasi icin yeter ve gerek bir kosuldur.

Laiklik ilkesi, kimi gerici cevrelerin yorumladiklari gibi,

dinsizlik anlaminda dusunulmemelidir.

Tersine her yurttasi din ve inancinda ozgur

birakan temiz ruhlu halkimizi,

ozellikle koylumuzu, kutsal din duygusunu somurerek cikar

saglayan guclerin baskisindan kurtaran laiklik ilkesi,

toplumdaki mezhep farkliligindan ileri gelen karsitlik

 ve catismalari da onleyen en etkili ve olumlu bir yontem oldu.

Laiklik, devlet yonetiminde butun yasalarin,

kurallarin ve yontemlerin, bilimsel

ve teknik bulgularla cagdas uygarligin sagladigi verilere

ve dunya gereksinmelerine gore yapilmasi ve uygulanmasi ilkesidir.

essiz.com & istesevgi.comessiz.com & istesevgi.com


Prens de Ligne tam ters kanida:
- Askta en tatli dönem, daima baslangiçtir.

Onun için sik sik, bir kez daha baslamaktan

kendini alamayanlara hiç sasmiyorum.
* * *
Doktor Besançon'dan da neredeyse sibernetik bir öneri:
- Sevismek için yüzünüze özen gösterin;

yüzünüze özen göstermek istiyorsaniz da, sevisin...
* * *
Yok kus gribi, yok topallayan hukuk düzeni,

 yok Iran'in durumu falan filan derken;

 akilli uslu yazilarla, neredeyse doktora tezine

çalisan yasi geçkince asistanlara döndük...
Hani bazen de yazi dedigin,

azicik da renkli keten helvasi gibi olmali...

Karin doyurmasa da, köpük köpük agzi tatlandirmali...
* * *
Hamasi manzumeleriyle ünlü

Mithat Cemal bile, yasliliginda, içi kopa kopa söyle yazmisti:
Siz simdi inanmazsiniz amma bu serabin vaktiyle
Sahilleri var, aylari yildizlari vardi.
Ben böyle degildim, bu deniz böyle degildi;
Bambaska bir âlemdi, kimildardi, akardi...
Ne yapalim, "vaktiyle"yi de; savurtuk bir yaziyla,

"hale" tasimaya kalkabilirsin bazen...

 

  

  

 

BEN  LEYLADA

    
    "leyla" ela gözlü bir çöl ahusu
            saçlari bahtindan GÖNLÜ aktir
            dün aksam aksam rüyamda "leyla"yi gördüm
            derdimi aglarken yanan mavi muma
           sanki ipek saçlarini elimle ördüm
           ve bir kemend gibi taktim boynuma
            bu aksam rüyamda"leyla"yi görüm
            "leyla" ela gözlü bir çöl ahusu nazik ve ürkek
               saçlari bahtindan daha sarkak edeli
             bir damla inciydi kirpiklerinde kivilcim ok
               askin istirapla dolu rüyasin`da olasilik
              bir baska güzellik var kederinde ya ruhunda
                bir baska güzellik ruhunun yasimasi gözlerinde
                bu aksam rüyamda "leyla"yi görsem DOST`ane
                  "leyla" ela gözlü bir çöl ahusu hirçin sekrek
                    saçlari zülüfde bahtindan daha edesi Açikta*DOST*
 

mondsüchtig ?

 

{ yok yorum } { yorum yaz } { Bağlantı }

2

Tarih: 12:59, 12-25-2006

 

 

 

Zaman, ayaklarimda tükenen bir düzen

Zaman bir hizdir ve yildizdir akan anlayan?

Vurulmus bir deliyürektir sensiz bos zaman

Bir gün deli gibi sarsarak,bir uyku seni saran

Korkarim çildirtir bu hayal beni beklermi? zaman 

Korkmamam için çok hizli"Zaman" tarih kekeme!

Sizan hayata soytarilik gördük genç ömrümüzde

Istemedik durmasini yahut donmasini bu güne

Çakilli sahillere yol alan dalgalar gibi,geri gelmezki! 
Saklanan beyinde hayeller di biraktimmi orada 

Dersinki ki:"yil olarak yeryüzünde ne kadar yasadiniz?

Diyebilirmisin ki: ' Bir gün ya da bir günün biraz daha

Zaman, beyinde saklanan birtakim hayaller"Yalnizca az"

Aarasinda kiyas yapilsaydi var olmaktir gününe "gün

Olmaliydi bugün,saat bu saat,dem bu dem!... saban?

Zamanda makanizma bazen bekledigimiz bir kavram

 Bir ayin degerini anlayabilmek için,akrebi yelkovan

Kazada soför, bir cani dünyaya getiren ANNE`de o an 

Sahip oldugumuz her ani degerlendirmek.vami? verin.

Onu çok özel biriyle,harcamaya deyecek kadar özel

Sunu unutmamaliyiz "zaman" hiç kimseyi beklemez...

Bilinen su ugas dur "uzat/kisalt" kimin elinde!
Bir saniyenin degerini anlayabilmek için,hele silkin 

Bir "kazayi" kil payi atlatmis bir kisiyle o ani paylas 

Baglan sevdigine getir akan nehirin basina hayatin

Yoksa kazigini atinca görürsün ebeninkini o zaman 

Zaman nedir o zaman? Geriye döndüremedigimiz...

Pisman oldugumuz Hatalarimiz...geçmis ya gelecek? 
Yarim kalan uzak, nefes kadar yakinmi yasanancak

Zaman; bazen unutturan sizilari, bazen de kanatan

Ömür denen su zaman Kimine göre uzun Kimine bir an....

Kötü günlerde en yavas haliyle  insanlari umursamayan

Koca bir sevdadir yasamakta oldugun, "zaman"

Anlamazsin uçar gider, kossan da tutamazsin... 
Dur desekte durduramazsin biran, herseyin katili "zaman"...    

 

         
 
  Adi Olivia Eva Gartman`di.Gözlri iri ve masmavi gülendi,

yanaklari küçük gamzeli kaysi dudaklari bir disi abidesi.

"Onu sevdim".
Öyle sevdimki Sevilya daki Ispanyol saraylarindali
 romanlardaki kadinlarin kisiligini verdim ona.
Simdiki altinyürek anneyi görüp onu yari yariyal etmeli idim ettimde.
O karekter agirligini altin anneden ona vermek istergim.
Ama Olivia kendine hokkali suhutu vardi.
Sermayesi yüreginin bagimsizligi firansiz
 bistirosundaki ruhu.
Gelecek engelleri sefkle kollarinin arasina alip ezmeden sikmasi,
çektigi silleler kahpeligin karsisina hayatin dim dik ayaklarina dayali.
Pembeli saraylarin çikisiyla serpilen hayata arzusu bas döndüren...
Seksenli yillarin feminist ilei güvenli
kendine gidimdik güveniyle dayanakdisinda,
hukuk dahilindede en ileride insan,san hevesiyle dolmus çikisi sürhan.
Agzinda bal gibi zehir akardi
Gartmanin siyasi arenadada her düsündügü bütün
 açikligiyla gercek politikaci gibi cesur.
Öslubu sert ve kararli acimasizdi.
Kdn oldugunu bilir ama yerinde ve kimseye müdanesi olmazdi.
Ne escinslerine ne de karsitlarina.
Ama nedense sert ve zehir sözleri bal etkisi birakirdi insanlarda.
Yaptigi her sey çevresinde kendini saydirir ve yer bbulurdu.
Bir gün uçakla geiye gidiliyordu,
koltuga gayet rahat yerlesmisti.sarap istemek icinhostese seslendi.
Hostes yerune bir bey geldi,adama söyle bir gözlerini çatti.
Senin suratini begenmedim.
Sen git hostes gelsin.genç adam tuaf oldu
ama ne diyebilirdiki,dedi haksizlik ediyorsunuz
benim isim surat ve yakisiklik geektirmez.
Oliviye bu hemen hazir karsiligini geciktirmedi
hava yollari 170 den uzun ince yakislkli olmayanlari ise
 icap ettirmez delikanli.
 Müsteri olarak bende genis omuzlu zun
boylubir stevart isteme hakkim var.
Erkek sevdalisi degildi ama cok disiydi,
Asksiz kalmayi hic yapamazdi.
Erkekte kibar ellagantlik seviye gözlerdi.
Her kadin için degil müslümam ülkelerinde ki
 kadinlari okumus ama kendilerini kapatip
kendi istekleriyle geride kalmalarina söyle derdi.
Bilinçlenmenin en kötü biçimi,
bilinç birbaskinin savunuculuguna soyundugu
 zaman görülür.
bu noktada egitim bir bilgi birikiminin sonucu degil,
bir kimlik sorunundan kaynaklaniyor.
Dikkat edersen,fantazimi savunup
tek basina sivrilen kadina raslayamazsin.
Hep bir toplulugun parçasi olarak hareket ederler.
Toplumda tek basina oynayacagi rolü üstlenemeyen kadin,
kendisine uygun görülen baski aracina sahip çikarak rahatliyor.
Dahil oldugu oplulugun savunmasini vemilitanligini üslenerek
kndini çevreye daha kolay kabul ettirecegini düsünüyor.
Bunlar kadinmi simdi
Ögrenimdereceleri ne olursa olsun,bilincini toplumda
tek basina ve özgürce üslenmesi gereken islev için
 kullanmayan kadin kadin degildir.
Hareket biçimi kitle psikolojisi içinde incelenmelidir.
"Olivia Eva Gartman gibilerini simdi çook özledim,
Keske Altinyürek ANNE`de öyle olsa Türkiye`de".
                                                              Saygilarimla
 massaggio erotico  essiz.com & istesevgi.commassaggio erotico
     
           Ay hilal çözemeden"meltem"ben çözemedim
             Uzaklasti günes kis beliriyor söküyor safak  
    Degisiyor iklim fecirde ayaz kipriklerim ok
Boslukda ayaklarim tam atamadim
Seziyor dilerim kalmadiki sanki fer
Agarti örüyor  parçalanmis sevgiler
Toz duman sevgimiz darbede sevdiklerimiz
Tirpanda yükselip büyüyen dikenlerde
Ta dibinde mahkum küçülmekte düsünceler
Tokazlar yasamiyi düsünceler çatlamakta
Kurumakta bahçeler virane kurgugum saray
Mum olup sönmekte mehtapli geceler
Küfe döndü gül dolu baglarim sanki kiran
Igne sokuyor ari vermeden ari kovana
Sabahi özlem aksami zifri karanlik
Yükselir hasreti yürek büyür sevgilere
Söndürür teri  bu  sevgi atesini
"Meltem"de leylalar hayran kalan sevdalar
                                                                           H.E.Eroglu
                        


{ } { Sonraki Sayfa }
!