1
Tarih: 01:07, 12-26-2006
![]()
![]()














|
|
Bilmediğini bileneöğretin
Bilmediğini bilmeyenden uzaklaşın."-

BeN/ YarınlarımI /İstiyorumM
Ben gülıü tutup koklamasını değil,
sımsıkı tutup dikenlerinin ellerimi sızlatmasını
severim...
Çektiğim acı, koklayacağım değeri anlatır...
Yılacak bir yürek degil
Dik yokuşlarda yoldaşlığı ile.
Tutsak olmayacak
Seviler göğerecek kardaelen gibi
bozkırlara güneş olup açacak
Umutsuzca,boyun büken degil
Mutlu yarınlara birlikte özgürce,
yılmadan bükmeden dimdikDostlar istiyorum
Ben güneşin mevsimlerden yazıda kalmasını değil....
Kış olup uzaklaşmasını da isterim....
Üşüdüğümde oınun önemini hatırlayayım diye...
Geçmişimde kalan acılarımı yüreğimdeki sancılarımı
degil
Senle anliyalim yaşamayi ne olur
en güzel yarınları sevgiyle kurmak
O doğmamış güllere bir buse kondurup
ilkbahara köprü kurmak sınırsız
Sevgiyi bilmeyenlerin inadına
Yürümek "CAN! Dostların" yüreğini görmek için
Ne kapılalım öfkeye, Ne de kalkalım öç almaya
Haksızlıkların inadına izin vermeyelim
umudumuzu çalmaya
Alalım yarınlarımızı geri mutluluk için
Ben karanlığı ısıtmaya calışmaya değil,
göremediğim sokaklarına yürümek isterim...
Gündüz olduğunda,
görmedin değerini hatırlamak için...
Ne gönlümde mecal ne kalemimde takat.
İnsanın insanı ezdiği bu yerde degil
Tüm ihtişamıyla parlayan güneşe inat,
yarinlari cana katmak
Biraz sen biraz ben biraz da dostlar için
Ben geçmişi hatırlamayı değil,
yaptığım hataları hatırlamayı sevdim...
Örneklerini gördüğümde, çekip gitmek için...
Ne gülıü, ne güneşıi, ne karanlığı,
ne geçmişi istemiyorum....
Bu gününde canı cehenneme.....
Ben yarınlarımı
*İSTİYORUM*
![]()


Söyle savurtuk bir yazi...
Durmadan akilli uslu seyler yazmaya ugrasmanin da,
bir tek boyayla gökkusagi resmi yapmaya benzer,
kendine özgü bir aptalligi oldugu kesin.
Hayatta her sey hep akilli uslu mudur ki,
onun en öz parçasi olan "yazi" da, hep akilli uslu olsun?
Bazen insanin içinden, yasini basini almis olmanin da zirhlarini
yirtarak; agir basli, olgun ve ciddi bir pozda görünme
yapayligina dil çikarip göz kirparak, nanik yapmak geçiyor...
* * *
Toplumun hassasiyeti, liderlerin sayginligi,
inançlarin kutsalligi, ulusun yüceligi tamam da;
hani bazen kivrak bir paradoksla,
tersten bir raket vurmayi da özlüyor insan gönlü;
tipki Anatole France'in, kiliselerdeki
Meryem Ana resimleri için yaptigi saptama gibi:
- Onlar genellikle sokak fahiselerinin portreleridir.
Ressamlar, hangisiyle yatip kalkmissa,
Meryem Ana diye onun resmini yapmistir kiliseye...
* * *
Asik suratli, otoriter, ciddiyet kaliplari içinde,
gülmesini çoktan unutmus olanlara;
nice nice kisiler, ne kadar "vardikara geliyor"
gidiklamasi çekmediler ki...
Keskin bir mizahçi olan Daniel-Brunet:
- Askin bir ates oldugu dogrudur ama;
nikâhtan geçip evcillestiginde,
tüten bir sobaya benzer. Yansin diye ayri,
aman sönmesin diye ayri ugrastigin bir sobaya,
diyor ve ekliyor:
- Oysa disarida kendiliginden yanip tutustu mu;
soba atesi yerine, orman yanginina benzer,
alev alev genisler gider...
* * *
Bir baska mizah dorugu olan Tristan Bernard ise,
yürek yaralarinin kabugunu tirnakliyor azicik:
- Asklar, diyor; mantarlar gibidir.
Zehirli olup olmadigini, is isten geçtikten sonra anlarsin...
* * *
Yas 80'i bulmus da olsa, a
sk üstüne tef tingirdatmanin tadi baska.
Neler neler söylenmemis ki sevi sevda üstüne...
18. yüzyilin akilli kadinlarindan Madam Necker:
- Ask, demis; bir türlü sonu gelmeyen bir savastir.
Hiç kuskusuz askla ilgili sözcüklerin,
askeri deyimlere benzemesi de bundan...
"Askimin önüne kimse geçemez",
"Askima yenildim", "Kalbimi tutsak aldi",
"Beni yüregimden vurdu",
"Bir bakista onu fethettim",
"Hayatimi hançerledi", "Benligimi parçaladi" vs...
Madam Necker'in, aski bitmeyen bir savasa
benzetmesine, en uygun düsecek sözü ise,
Namik Kemal'in agzindan tekrarlayabiliriz:
- Galip sayilir bu yolda maglup...
* * *
La Rochefoucauld, her zamanki gibi,
yine çok bilge yaklasiyor ask miknatisina:
- Gerçek ask, diyor; cin, peri,
hayalet gibi bir seydir.
Herkes ondan söz eder ama,
aslinda kendisini gören kisi çok azdir.
* * *
Bir de, serüvenlerin kadini
George Sand'in, su benzetisine bakin:
- Sevilmeden sevmek,
insanin sigarasini sönük bir sigaradan
yakmaya çalismasina benzer...
Kusura bakmazsaniz,
bendeniz de bir seyler ekleyeyim
bu benzetmeye:
- Ah keske öyle olsaydi.
Alt tarafi bir kibrit alir, yakardin sigarani.
Sevilmeden sevmek,
sönmüs sigaradan sigara yakmaya degil;
olsa olsa gazi bitmis çakmakla,
isinmak için ugrasmaya benzer.
Arada bir çakan bir kivilcimla,
titreye titreye sümügünü çeker durursun.
* * *
Ayni konuda bir baska ünlü söz:
- Bazi asklar yalçin daglar gibidir.
Doruklarinda dinlenecek yer yoktur.
Tepesine ulastigin an, hemen inmeye baslamak gerekir.
* * *
Yaramazin teki olan Etienne Rey de,
kendince dalga geçiyor askla:
- Bir kez âsik olunur sözü dogrudur, diyor.
Dogrudur,
çünkü kimsede bir daha baslama istegi kalmaz...
* * *

*LAIKLIK*
|
CUMHURiYET
+=> *LAIKLIK*Ataturk ilkeleri arasinda devrimcilik, cumhuriyetcilik ve uygarlikcilik ilkeleri ile simsiki iliskili olan laiklik ilkesi, yaygin anlatimiyla din ile dunya, din ile devlet islerinin ayrilmasini ongoren akilci bir yontemdir. Laiklik, genis anlamiyla cagdaslasmanin dogal bir sonucudur. Din, bireylerin diledigi inanci tasimasidir. Nasil bireyleri belli bir inanca zorlamak insan haklarina aykiri ise, devleti de belli bir inancin buyrugu altina sokmak cagdas devlet anlayisina aykiridir. Devlet yonetiminin dinsel kural ve kurumlardan ayrilmasi, cagdas Turk toplumunun yuzyillardir bekledigi bir devrim atilimidir. Yalnizca, basimevinin ulkeye girmesine engel olup uc yuz yil geciktiren dinsel otoritenin, Turk ulusunun cagdisi kalisindaki olumsuz etkisi bile, din ile devlet islerinin ayrilmasi icin yeter ve gerek bir kosuldur. Laiklik ilkesi, kimi gerici cevrelerin yorumladiklari gibi, dinsizlik anlaminda dusunulmemelidir. Tersine her yurttasi din ve inancinda ozgur birakan temiz ruhlu halkimizi, ozellikle koylumuzu, kutsal din duygusunu somurerek cikar saglayan guclerin baskisindan kurtaran laiklik ilkesi, toplumdaki mezhep farkliligindan ileri gelen karsitlik ve catismalari da onleyen en etkili ve olumlu bir yontem oldu. Laiklik, devlet yonetiminde butun yasalarin, kurallarin ve yontemlerin, bilimsel ve teknik bulgularla cagdas uygarligin sagladigi verilere ve dunya gereksinmelerine gore yapilmasi ve uygulanmasi ilkesidir. |



Prens de Ligne tam ters kanida:
- Askta en tatli dönem, daima baslangiçtir.
Onun için sik sik, bir kez daha baslamaktan
kendini alamayanlara hiç sasmiyorum.
* * *
Doktor Besançon'dan da neredeyse sibernetik bir öneri:
- Sevismek için yüzünüze özen gösterin;
yüzünüze özen göstermek istiyorsaniz da, sevisin...
* * *
Yok kus gribi, yok topallayan hukuk düzeni,
yok Iran'in durumu falan filan derken;
akilli uslu yazilarla, neredeyse doktora tezine
çalisan yasi geçkince asistanlara döndük...
Hani bazen de yazi dedigin,
azicik da renkli keten helvasi gibi olmali...
Karin doyurmasa da, köpük köpük agzi tatlandirmali...
* * *
Hamasi manzumeleriyle ünlü
Mithat Cemal bile, yasliliginda, içi kopa kopa söyle yazmisti:
Siz simdi inanmazsiniz amma bu serabin vaktiyle
Sahilleri var, aylari yildizlari vardi.
Ben böyle degildim, bu deniz böyle degildi;
Bambaska bir âlemdi, kimildardi, akardi...
Ne yapalim, "vaktiyle"yi de; savurtuk bir yaziyla,
"hale" tasimaya kalkabilirsin bazen...
![]()
![]()
![]()

BEN LEYLADA
saçlari bahtindan GÖNLÜ aktir
dün aksam aksam rüyamda "leyla"yi gördüm
derdimi aglarken yanan mavi muma
sanki ipek saçlarini elimle ördüm
ve bir kemend gibi taktim boynuma
bu aksam rüyamda"leyla"yi görüm
"leyla" ela gözlü bir çöl ahusu nazik ve ürkek
saçlari bahtindan daha sarkak edeli
askin istirapla dolu rüyasin`da olasilik
bir baska güzellik var kederinde ya ruhunda
bir baska güzellik ruhunun yasimasi gözlerinde
bu aksam rüyamda "leyla"yi görsem DOST`ane
saçlari zülüfde bahtindan daha edesi Açikta*DOST*










2
Tarih: 12:59, 12-25-2006


Zaman, ayaklarimda tükenen bir düzen
Zaman bir hizdir ve yildizdir akan anlayan?
Vurulmus bir deliyürektir sensiz bos zaman
Bir gün deli gibi sarsarak,bir uyku seni saran
Korkarim çildirtir bu hayal beni beklermi? zaman
Korkmamam için çok hizli"Zaman" tarih kekeme!
Sizan hayata soytarilik gördük genç ömrümüzde
Istemedik durmasini yahut donmasini bu güne
Çakilli sahillere yol alan dalgalar gibi,geri gelmezki!
Saklanan beyinde hayeller di biraktimmi orada
Dersinki ki:"yil olarak yeryüzünde ne kadar yasadiniz?
Diyebilirmisin ki: ' Bir gün ya da bir günün biraz daha
Zaman, beyinde saklanan birtakim hayaller"Yalnizca az"
Aarasinda kiyas yapilsaydi var olmaktir gününe "gün
Olmaliydi bugün,saat bu saat,dem bu dem!... saban?
Zamanda makanizma bazen bekledigimiz bir kavram
Bir ayin degerini anlayabilmek için,akrebi yelkovan
Kazada soför, bir cani dünyaya getiren ANNE`de o an
Sahip oldugumuz her ani degerlendirmek.vami? verin.
Onu çok özel biriyle,harcamaya deyecek kadar özel
Sunu unutmamaliyiz "zaman" hiç kimseyi beklemez...
Bilinen su ugas dur "uzat/kisalt" kimin elinde!
Bir saniyenin degerini anlayabilmek için,hele silkin
Bir "kazayi" kil payi atlatmis bir kisiyle o ani paylas
Baglan sevdigine getir akan nehirin basina hayatin
Yoksa kazigini atinca görürsün ebeninkini o zaman
Zaman nedir o zaman? Geriye döndüremedigimiz...
Pisman oldugumuz Hatalarimiz...geçmis ya gelecek?
Yarim kalan uzak, nefes kadar yakinmi yasanancak
Zaman; bazen unutturan sizilari, bazen de kanatan
Ömür denen su zaman Kimine göre uzun Kimine bir an....
Kötü günlerde en yavas haliyle insanlari umursamayan
Koca bir sevdadir yasamakta oldugun, "zaman"
Anlamazsin uçar gider, kossan da tutamazsin...
Dur desekte durduramazsin biran, herseyin katili "zaman"...



yanaklari küçük gamzeli kaysi dudaklari bir disi abidesi.




Uzaklasti günes kis beliriyor söküyor safak
Igne sokuyor ari vermeden ari kovana


{ } { Sonraki Sayfa }
http://www.trippytext.com/">http://www.TrippyText.com 









